İnsanlığın Sosyal Ölümü...

İnsanlığın Sosyal Ölümü...

Sosyal medyanın çıkışı ile insanlığın ölümü arasında tesadüf denilemeyecek kadar kuvvetli bir bağ vardır.

Bu sözü her söylediğimde içimden bir parça daha kopuyor. Dünya da yaşanan zulümler, yoksul insanların görmezden gelinişi ve maalesef ki tüm bunlar yaşanırken vicdanı sızlamayan insanların paylaşımları geliyor aklıma.

Sıcak yataklardan yapılan paylaşımlar hiçbir yoksulun aç karnını doyurmuyor. Her beğeni bir âmin olsun demek hasta olan o çocuğu sağlığına kavuşturmuyor. Sadece vicdana verdiğimiz bir sus payı oluyor.

Bir baba çocuğuna pantolon alamadığı için intihar etmişti. Hatırlar mısınız bilmiyorum. Bunun üzerine birçok kişi o çocuğa yardım etmek için sıraya girdi.


Böyle mi olmalı peki?


İnsanlığın Sosyal Ölümü...

Birine yardım etmemiz için illa birilerinin ölmesi mi gerekiyor? O babanın çaresizliğini neden daha önce kimse görmedi? Neden bir kişi bile o adam için her gün kullanılan sosyal medyada yardım başlatmadı? Ben söyleyeyim. Çünkü o adam yaşarken sosyal medyada kimseyi fenomen edemezdi.

Ve son çaresiydi belki de canına kıymak. Keşke demekten nefret ediyorum ama keşke son çareler ölümü getirmese. Keşke o çocuk bir pantolon uğruna babasız kalmasaydı. Ne büyük bir adammış ama ölümü binlerce beğeni topladı her türlü platformda.

Merak ettiğim ne biliyor musunuz?

Bu olayla ilgili duygusal paylaşım yapan insanlar acaba o gözü yaşlı yetimin ismini hala hatırlıyorlar mı? Peki, ne durumda şimdi o çocuk, babasından daha değerli bir pantolonu olmuş mudur acaba? Nerden bilecekler gerçi artık beğeni getirmeyen basit bir olay ne de olsa.
Önerilen yazı: Bu mesajı 15 kişiye gönder! Yoksa...

Peki, kaç fakir var mahallelerimizde?


İnsanlığın Sosyal Ölümü...

Bunu sizleri tenzih ederek söylüyorum birçok insan bu soru karşısında sessizliğe bürünecektir. Öyle bir dünya da yaşıyoruz ki alt komşumuzun kim olduğunu bilmiyoruz. Aç mı yoksa tok mu yatıyor bunu mu bileceğiz?

Evet, aslında tam olarak bunu bilmemiz gerekiyor ama acıklı içeriklerle duyar kasmaya zaman kalmıyor o zamanda. Bizleri insan yapan şey yaşantımız değil paylaştıklarımız ne de olsa.

Ne kadar çok hasta çocuk o kadar çok beğeni ve o kadar çok insanlık. Acıyorum aslında halimize. Çünkü henüz yeni olan bu sosyal medya çılgınlığı bu kadar büyük yıkımlara sebep olduysa yarın ne olur onu kestiremiyorum.

Çok fazla şey yazılabilir aslında ama kısa ve öz olarak bitirmek istiyorum. Benim bu derdim toprağa atılan bir filiz olsun ve yeşersin. Belki yaşanabilir bir dünyayı hep beraber kurarız.

Sokağa çıkalım ve sosyal medyaya atmadan bir yoksula yardım edelim. Belki bir yerlerde çocuğuna pantolon alamayan bir babaya daha rastlarız. Son çareyi ölümde bulmadan önce yaşama dair bir el uzatırız. Kim bilir, belki de sosyal medyada kaybettiğimiz insanlığımızı yeniden bulma şansına kavuşuruz.

Toplumda herkesin bir görevi var ve ben görevimi yaptım.

Söz uçtu yazı kaldı. Hayata dair yeni yazılarda görüşmek dileğiyle.

Yorum Gönderme

2 Yorumlar

  1. Sosyal medya sosyallikte çıktı, güç yarışının döndü malesef. Ellerinize sağlık.

    YanıtlayınSil
  2. Yorumunuz için teşekkür ederim. Maalesef bu güç yarışında yenilenler yine mazlumlar oluyor. Reklam yüzü yapılıp prim kastıktan sonra unutuluyorlar.

    YanıtlayınSil